Buradasınız: Home Yeniçeri 1. Sayı Avar İmparatorluğu
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Arama

YENİÇERİ PERİYODİK SOSYAL BİLİMLER AKADEMİK ARAŞTIRMA DERGİSİ PERIODICAL ACADEMICAL RESEARCH ON SOCIAL SCIENCES



Avar İmparatorluğu

e-Posta Yazdır PDF
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 8
ZayıfEn iyi 

Yeniçeri Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi / Journal Of Social Sciences,C.1,S.1,2009     

         Ramazan Yazgar

         Ortaçağ Tarihi A.B.D. Yüksek Lisans Öğrencisi

         Orta Avrupa’da Frank krallığı ile Bizans imparatorluğu arasında, eski Hun, Sabar kalıntıları ve Ogur (Bulgar)’lar gibi Türk kütlelerinin desteği ile kudretli bir devlet kurarak, çeşitli Germen ve özellikle kalabalık İslav kabilelerini hakimiyetleri altına almak suretiyle 250 sene kadar (558-805) Avrupa Siyasetine yön veren Avarların kimliği meselesi tarihçi ve dilcileri hayli uğraştıran başlıca konulardan biri olmuştur.[1]

      Avarlar birçok yönden, Avrupa ve Avrasya tarihinde bir bilmece olmuş ve bu şekilde kalmışlardır. Bugüne kadar kökenleri ve etnik yaratılışları ile ilgili olan kilit sorunlar çözülememiştir. Aynı şey, en azından Avrupa’da, Bizanslı ve diğer tarihçilerin yazıları sayesinde, edindiğimiz bilgiler dışında eksik kalmış tarihleri hakkında da söylenebilir. Tarihlerine veya tarih öncesi dönemlerine ait Asya safhaları ile ilgili daha az şey bilinmektedir. Bu sonuncusu, Avar halkının etnik ve belki de dil bilimsel kökenlerini saptamak için çok önemlidir. Öte yandan, artık şüphe kalmamıştır ki Avarlar-Avrupa kaynaklarında sık sık karıştırıldıkları kendilerinden önceki Hunlar gibi zaman içinde çeşitli etnik ve dil unsurlarını kendi çekirdek halkı ile birleştirmeleri anlamında karışık bir halktı.[2]

      Bazı modern tarihçiler, Avarların tarihi kökenlerinden bahsederken, bir zamanlar Çinin Kuzey bozkır sınırlarında yaşamış olan, büyük ihtimalle proto-Moğol nesil olan halkları kasdetmektedirler.[3] Çeşitli kaynaklar Avarların, Asya’daki Juan-Juanların Avrupa’ya göçlerinden sonra tarih sahnesinde ortaya çıktıklarını belirtmektedir. Değişik kaynakların üzerinde birleştikleri konu Avarların, Asya’da görülen Juan-Juanların Avrupada’ki uzantıları olduğudur.[4]

      Vaktiyle, Juan-Juan devleti (4.yy. başları 552/555)’nin Göktürkler tarafından yıkıldıktan sonra, tahminen 20 bin kişilik bir kütlenin batıya doğru göçtüğüne dair Bizans Tarihçisi Th. Simokkates (7.yy.2 çeyreği)’deki bir haber, 558’de Bizans’ın doğu sınırlarından elçi göndererek kendilerine yardım ve yerleşecek arazi verilmesini rica eden kütle ile Orta Asya’dan batıya yöneldikleri, daha sonra da Avrupa içlerine ilerledikleri söylenen bu grup arasında bir bağlantı kurulmasına yol açmış ve Juan-Juanların umumiyetle ve hatalı olarak “Avar” ve çok defa “Asya Avarları” diye anılması bu bağlantı fikirlerini kuvvetlendirmektedir.[5] Az önce’de belirttiğimiz üzere Avarların, Juan-Juanlarla aynı soyda olduğu kanaatini taşımaktayız. Çin kaynaklarında şu bilgilere rastlamaktayız: Çin kaynakların da bu kavim için Juan-Juan adı kullanılırken, Arap ve Bizans kaynakları da Avar sözcüğünü kullanmaktadır. Bazı Bizans kaynakları ise, Avrupa’ya göç eden kavimlerin sahte Avarlar olduğunu, asıl Avarların göç etmediğini söylemektedir. Özellikle Macaristan’a yerleşen boylar için sahte Avarlar sözü kullanılmaktadır.[6] Bazı Macar tarihçileri ise, Avarların eski hunların bir boyu olduğunu ve Var-Hun adını taşıdıklarını savunmaktadırlar.[7] Tarihçi Nemeth’de Avar ve Juan-Juanların aynı kavim olduğunu beyan etmiştir.[8]

      Yaptığımız araştırmalara göre Avar sözcüğü, karşı koyan anlamına gelmektedir. Daha çok direnen anlamında kullanılan Avar sözcüğü, eski Türk dilinin abalar kökünden gelmektedir. Avarların tarihi Asya ve Avrupa dönemleri olarak ikiye ayrılmaktadır. Asya dönemi III. ve VI. Yüzyıl, Avrupa dönemi de VI-IX. Yüzyıl arasıdır.[9]

     Avar Türkleri eskiden Hun ve Tabgaç hanedanlarının hâkimiyeti altında yaşıyorlardı.[10] Doğu Hunları inkıraz bulduktan sonra, M.S.200 yıllarında Orta Asya’da bir devlet kurulmuştu ki bunlara Çin tarihçileri Juan-Juan adını vermektedir.[11] M.S.360 senelerin doğru Karadeniz’in Şimal (Kuzey) taraflarına Avarlar geldiler. Daha sonra bunlar Karargahlarını Macaristan’daki Tisa nehri havzasına naklettiler.[12] 400 yıllarında İrtiş ırmağından Kora Yarımadasına kadar uzanmaktaydılar. Çin kaynaklarına göre 458’lerde Çimlerle büyük bir savaş olmuş, Çin ordusu bu kavmi yenerek Orta Asya’dan batıya doğru sürmüş ve Turfan bölgesini işgal ederek buradaki krallığa son vermişlerdir. Eski Yurtlarından kovulan Avarlar, Batı Asya topraklarında imparatorluklarını sürdürmeye çalışmışlardır. 552 yıllarına kadar Batı kısmında çok güçlü bir imparatorluktu. O tarihe kadar Avar hâkimiyetinde Göktürkler bulunuyordu.[13] Avarlar Altay Çevresindeki Türk Uruğlarını (Soy) hakimiyetleri altında bulundurmuşlar ve Türkleri “Demircileri” olarak kullanmışlardır. 535’lerde Juan-Juan (Avarların) hâkimiyeti altında çıkarak, bir “Gök Türk Kağanlığı” kurmağa muvaffak olmuşlar ve Avarları Batı istikametinde çekilmeğe zorlamışlardır.[14]

     Böylece Avar Devleti, Onabay Kağan zamanında Göktürkler (Kök Türk)’in isyanı üzerine yıkıldı (552). Avarların önemli bir kısmı Asya’da Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmıştır.[15] Avrupa’ya yürüyüşe geçen Avarlar, 558’de Karadeniz’in Kuzeyi ile Kafkasları tutarak denetimleri altına alırlar.[16] Önceleri Volga ırmağı kıyılarında Ogur Türkleri ile beraber yaşamaya başlamış, sonra başka bir kabile federasyon halinde yine Avar adı ile Kafkasya’nın Kuzeyinde Alan ülkesinde görülmüştür. Avarlar, başka kavimleri korkutmak için bu adı aldıklarını o dönemde dile getirmişlerdir.[17] Avarlar Kafkasya’nın eteklerine geldikleri vakit İstanbul’a (Bizans) elçiler göndermişlerdi.[18]

      İstanbul şimdiye kadar tanımadığı bir kavmin elçilerini büyük bir alaka ile karşıladı. Sokaklar, pencereler, meydanlar insanlarla dolmuştu. Bunların dili Hunların aynı idi. Hunlara tercümanlık edenler bunlara da tercümanlık ediyordu. Fakat Avarlar’ın dış biçimleri bambaşkaydı. Elçilerin arkalarına sarkan örgülü saçları vardı; ki bunları Roma şairleri uzun yılanlara benzetmekte idi. Pos bıyıklı, örgülü saçlı Avar elçileri Bizans’ta herkesin dikkat nazarını çekerken Avar elçi heyetinin reisi Kand’k Bizans imparatoru Justinianus’un huzuruna çıkmış ve şunları söylemişti: “Hükümdar!... Kahraman ve adedi çok olan bir millet kendisini takdime geldi. Bu Avar’lar, kuvveti mağlup edilmez kavim Roman’ın bütün düşmanlarını mahvetmeye ve devletin bir kalkanı gibi hizmete muktedirdir. Büyük bir milletin kudretiyle müttefik olmak ve ebediyen yardımcı olarak kendisine bendetmek menfaatin icabı olduğunda size ittifak teklif ediyoruz.[19]

       Avarlara layık oldukları hediyeleri yıllık vergiyi ve kendilerinin yerleşebilecekleri araziyi ver dediler.[20] Juntinianos daha genç olsaydı ve yurdunda birtakım afetler olmamış olsaydı belki bu teklifi reddederdi. Fakat memlekete bir salgın ve yer sarsıntısı olması dolayısıyla bir de bunun üzerine düşman kazanmak iş kuruyordu. Bu sebepten dolayı elçinin bu sollarına karşı bu meseleyi düşüneceğini bildirmekle iktifa etmiştir.[21] Bunun dışında o sıralarda bir yanda Balkanlar’da Trakya’da geniş çapta fütuhat ile bir yandan da Trakya’yı ansızın istilaya girişen Oğurlara karşı mücadelelerle meşgul olan imparator Juntinianos vergiyi reddetmemekle beraber, ülkesine bir Avar akınını durdurmak maksadıyla aşağı Tuna Havzasında başka Antlar olmak üzere kalabalık İslam ülkelerinden bir set kurmağa çalıştı.[22]

       Avar hanı kudretini çoğaltmak, esaslı bir devletin temelini atmak için bu havali deki kendi soyunda olan bir takım küçük devletçikleri idaresi altına almak mecburiyetinde idi. İşe Hazar Denizi sahillerinden başlayarak evvel Onogurları, sonra Akhunları, Sabirleri, mağlup ve itaat altına almakla başlamış, buradan daha garba, Karadeniz sahillerine gelerek Kuturgurlarla harp halinde olan Uturgurlara hücum etmiş ve zaten uzun harplerden dolayı zayıflamış olan bu iki kavmi de itaat altına almıştı.[23] Bu futuhatlardan sonra, 562 yılında Avarlar Bizans engelini kolayca parçaladılar.[24] Daha sonra aşağı Tunayı işgal ederek Bizans ile sınırdaş oldular ve Avrupa içlerine kadar akınlara başladılar. İmparator Justinianos (565-78)’un vergiyi ödemede tereddüt göstermesi dolayısıyla da, 565’ten itibaren Avar hükümdarı Hakan Bayan’ın idaresinde Bizansı baskı altına aldı.[25] Avar Kağanı Bayar, Bizans’a, toprak ve mal isteklerini sürekli olarak sürdürmüş ve Bizanslılara rahat vermemiştir. Avarlar bunun için, eskiden olduğu gibi İstanbul’a yeni elçiler göndermişlerdir. Bizans imparatoru onların isteğini benimsemeyince iki taraf da savaş hazırlıklarına başlamışlardır. İmparator, General Tiberiüs’ü Avarlar’a karşı büyük bir ordu ile göndermiştir. Ordu dağınık olduğundan Avarların önünden kaçmış ve bunun üzerine de Bizans imparatoru Avarlar ile anlaşmak zorunda kalmıştır. Bizans, Avarların gücünü anlamıştır ve Avarları siyasi bir güç olarak tanımak zorunda kalmıştır.[26] Durum şu şekilde meydana gelmiştir. İran kralı Hüsrev, Anadolu’nun içerlerine girdiği için Bizans imparatorluğu sarsıntı geçirmekte idi. Bunun üzerine, Romalı’lar Avarlar’dan Slavlar’ın üzerine gitmelerini rica ettiler. Bunun üzerine Bayan Kağan’da derhal bir ordu toplayarak Slavlar’a saldırdı ve onları dağıtarak geri çekilmelerini sağladı. Böylece Bizanslılar Avar’ları artık daha ciddine aldılar ve onları köle – barbar gözü ile görmekten vazgeçerek çeşitli armağanlar gönderdiler.[27]

       Avarlar, 567’de Pannonia’da o zaman Gepidlerle savaşta olan Longobardlarla “ebedi anlaşma yaptılar. Longobardlar, Gepidlere karşı olan harekatlarda büyük bir yük taşırken, Avarlar önce Gepidlerin elinde olan Sirmium’u ele geçirmekte ısrar ettiler. Longobardlar ve Gepidler arasındaki çarpışmalar sırasında imparator II. Justin’in galip gelen tarafı görmeyi beklemek için tarafsızlık kaldığını eklememiz gerekir. Ancak, yenilgiyle yüzyüze gelen Gepidler, Sirmium’u Bizanslı komandan Bonos’a teslim etmeyi tercih ettiler. Avarlar Kuzeyden gelip Gepidlerden aldıkları bütün toprakları istedikleri zaman, zaten Gepid güçlerini hemen hemen bozguna uğratmışlardı. Longobard kralı Albion (567-571) yakın zaman da halkını bölgeden geri çekmeyi daha uygun buldu.[28]

       Panonia bölgenin işgali ile Batı Hun imparatorluğunu eski toprakları bütüne yakın biçimde Avar kağanın eline geçmiştir. Bayar Kağan’ın imparatorluğu, merkezi Macaristan’da olmak üzere Elbe Vadisi, Alp Dağları ve Savar vadisinden Don ırmağına kadar uzanıyordu. Aşağı Tunç İslavları ile, Don ırmağı yöresindeki Kuturgur ve Uturgur kavimlerinin hepsi, Avar imparatorluğu sınırları içinde yer alıyordu. Yalnız, 568 yılında bir ara Göktürk imparatorluğu sınırları içine girdiler.[29]

       Bundan sonra batıda Frank kralı Siegebert’i mağlup ederlerken 582’lerde Güneyde Singidunum (Belgrad) ve Sirmin (Ezsek) gibi mühim Bizans sınır şehir-kalelerini ele geçirmişlerdir.[30]

       Diğer kaynaklardan aldığımız bilgilere göre, Avarlar Gepid ülkesini ele geçirdikten sonra, yeniden Bizans imparatorluğuna yönelmişlerdir. Bayan kağan, bundan sonra Bizansa yeni elçiler göndererek Sirmiumların yüklü bir vergi ödemeyi benimsemeleri üzerine, Bayan Kağan Sirmium yöresinden vazgeçmiştir.[31] 584 yılındaki barıştan sonra Avar egemenliğindeki Slavlar Bizansa saldırınca, iki imparatorluğun arası açılmış ve Bizans imparatoru verginin ikinci taksidini ödemeyerek Avar elçisini bir adaya hapsetmiştir. Bayan Kağan’da bunun üzerine Vidin ve Silistre kentleri de dahil olmak üzere tüm Tuna Vadisini yıkmıştır. (586) Bizanslıların değişen bu tutumuna dayanarak. Avarlar da geniş bir ordu toplayarak yeniden saldırıya geçmişler ve Çorlu yakınlarında Bizans ordusunu yakalayarak kuşatmışlardır.[32]

       İslav bölgelerinden İtalya’ya kadar her taraf Avar askeri faaliyet sahası haline gelmiştir.[33] 600 yılında Bizans komutanı Priskos, Tuna’nın aşağı kıyılarını ele geçirince Avar merkezini tehtid etmiştir. Bunun üzerine Bayer Kağan iki ordu hazırlamıştır. Birincisini oğullarının komutasında Bizanslıların üzerine göndermiştir. İkinci orduyu da kendisi yöneterek arkadan Bizanslıları çevirmeye kalkışmıştır. Oğullarının ordusu bozguna uğrayınca, Bayar Kağan da ordusunu geri çekmiştir. Bundan sonra beş kez meydan savaşlarında Bizanslılar Avarları bozguna uğratmışlardır. Bayan Kağan’ın oğulları bu savaşta ölmüşlerdi. Bu üst üste yenilgiden sonra Bayan Kağan da ölmüştür.

       Bayan Kağanın ölümünden sonra Avar imparatorluğunun yaşaması biraz da Bizans imparatorluğunun içinde bulunduğu karışıklıklar sayesinde olmuştur.[34] Yapılan araştırmalara göre, Bizansla yapılan mücadele’de Bayan Kağan’ın ölmediği söylenmektedir. Bizans ordusu Tisa nehrini geçmiş, o havalide bulunan birkaç Gepid köyüne hücum etmiş, sonra geri dönmüştür. Harplerde Bayan ölmemişti. Fakat bu tarihten sonra artık Bayan zikredilmemektedir. 565 yılında genç yaşında Avar tahtına çıkan bu muktedir hükümdar otuz yıl hükümet sürmüş, Avarlara en parlak devirler geçirmişti.[35]

       Asıl çekirdeğini Türk unsur teşkil etmekle birlikte çeşitli İslav ve Germen kabilelerinden toplanan kalabalık yardımcı kıtaların desteklediği ordusu ile bilhassa başlıca Pazar şehirlerini ve ticaret yollarını daima emniyet içinde tutmağa gayret ettiği anlaşılan Avar bakanlığının, Avrupa 200 yıl kadar süren hâkimiyeti devrinde mühim askeri teşebbüsleri İstanbul kuşatmalarıdır.[36] 610 yılında Heraklios Bizans imparatoru olunca, Avarlara elçiler göndererek buluşmak ve görüşmek istediğini bildirdi Avar Kağanı’da daha önce imparator ile buluşmak istediğini bildirmişti fakat Avar Kağanı için buluşma, Bizans başkentine baskın yapmak amacından başka bir şey değildi Kağan en seçkin askerleri ile yola çıkmış ve kendisini karşılamaya gelen Bizans imparatoruna saldırmıştır. Bu oyunu önceden sezen imparatorluk değiştirerek Bizans’a kaçmış ve savunma önlemleri almıştır. Avarlar İstanbul surlarını yıkmışlarsa da orduda çıkan salgın hastalık nedeniyle geri dönmek zorunda kalmışlardır. Fakat elçilerin aracılığı ile Avarlar ile Bizanslılar yeniden anlaştılar.[37]

       Bizanslıların İran üzerine gitmesi karşısında Avarlar ile Persler arasında Bizans imparatorluğunu ortadan kaldırmak üzere anlaşma yapıldı.[38] Bizans imparatoru Herakleios (610-641)’u başkenti terk edip Kartaca’ya gitmeyi düşündürecek kadar baskılı olan ilk Muhasara (617 veya 619)’dan sonra, ikinci hareket, yine Sasani imparatorluğu ile ortaklaşa gerçekleştirebilmiştir. (626) İran-Bizans savaşlarının şiddet kazandığı ve Şehirşah Hüsrev II’(590-628)’nin bütün el Cezire, Filistin ve Suriye’yi ele geçirdiği bu yıllar da Doğu Karadeniz sahillerinde bulunan imparator Herakleios, Hazar Türklerinden askeri yardım sağlamak üzere Tiflis’e giderken, Şahrvaraz kumandasındaki İran ordusu bütün Anadolu’yu geçerek Boğaz içine ulaştığı zaman, Bulgar kuvvetleri ile takviyeli Avar ordusu da Balkanları’ı ve Trakya’yı aşarak İstanbul surları önüne gelmiş bulunuyordu. Gerçek kuşatma Avar ordusu tarafından yapılmakta idi. (626, Temmuz-Ağustos)[39] Slav filosu İran ordusun Avrupa kıyısına geçecekti. Ne var ki, Bizans donanması buna izin vermedi ve Slavlar ile İranlıları geri püskürttü. Avarlar ise yaklaşık iki ay İstanbul’u kuşattılar ve her gün saldırdılar ama Bizans kendisini çok iyi savunuyordu, ve tüm saldırıları geri püskürttü. Savaş sırasında çok sayıda insan yitiren Avar ordusu geri çekildi ve Macaristan’a döndü. Bizans Kuşatmasının başarısızlığı Avar imparatorluğu’nun dönüm noktası olmuş, ve devlet artık bir çöküş dönemine girmiştir. Avarların bütün Avrupa’yı yıldıran eski gücü de azalmaya başlamıştır. Avar gücünün İstanbul’daki yenilgisinden sonra, hızlıca gerilediği konusunda şüphe yoktur. Takip eden 5 yıl içinde muhtemelen Kağan’ın kendisi de öldü. Muhtemelen 629 yılı için Pisidia’lı George şöyle yazmıştır: Avarlar Slavları öldürüyor ve sonra da kendini öldürüyor. Bu birkaç şeyi ima ediyor. Olabilir. Büyük yenilgiden sonra patlayan karşılıklı gerilimleri, belki de Avarlar’a karşı olan Hırvat savaşlarını ya da daha kesin olarak Kağan’ın kendisinin ölümünü biraz daha yakından bakarsak 630-631’de Pannonia’da, iktidarı ele geçirmek için Avarlarla Bulgarların birbirleri ile kavga etmeye başladıkları zaman, Avar Krallığında büyük bir uyuşmazlığın çıktığını anlatır. 630’dan sonra Avarlarla Bulgarlar arasındaki mücadeleye dönersek Bulgarların tahta çıkmaya teşebbüs etmeleri gerçeği o zamanlar ya çok güçlü ya da demografik açıdan Avar kağanlığında kalabalık bir unsur olduklarını gösterir. Tabii ki kağanlık genişleme sayesinde gücünün doruğundaydı ve birçok değişik hakları kapsamaktaydı. En azından 6.yy’da Slav etnik gruplar toplam nüfusun çoğunluğunu oluşturmaktaydı. Ve Cermen soyundan kalmış gruplar da olmalıydı.[40] İlk olarak Slav boyları bağımsızlık için örgütlenmeye başlamışlardır. Bir Frank Tüccar Karpatlar yöresindeki Slavları bir araya getirmiş ve Avarlardan koparak 625 yılında bağımsız bir devlet kurmuştur. Kendi krallığını ilan eden Samo ile Bizanslılar Avarlar’a karşı anlaşma yapmışlardır. Bir süre sonra da Uturgur ve Kutungur kavimleri de Pannoina yöresinde ayaklanmışladır. 635 yılında Kuturgurlar’ın ayaklanmasını Avarlar bastırmıştır. Avarlar’ın durumu günden güne kötüye gitmiştir. Tarih kaynakları 736 yılında Avarların yeniden toplanarak Bavyera bölgesine saldırdıklarını bildirmektedir. Bavyera’yı yakıp yıkan Avarları daha sonra o bölgenin halkı kovmuştur. Bu sebeplerden dolayı Avarlar ile Bavyeralılar arasında yirmi yıl süren savaşlar başlamıştır. Franklardan yardım gören Bavyeralılar ise, Avarlar’ı yenerek Viyana önlerine kadar gelmişlerdir. Bu yirmi yıl savaşları Avar Devleti’ni iyice sarsmış ve çöküşünü hazırlamıştır.[41] Bavyeralılardan sonra 791’den itibaren 15 yıl aralıksız devam eden ve amansız bir din muharebesi yapan-Frank imparatorluğunun hücumlarına maruz kalan Avarlar zor anlar yaşamıştır.[42]

       Büyük Karl ordusunu düzenledi ve Tuna kıyılarına doğru ilerledi. Avarlar kalelerini bırakarak ülkenin iç kısımlarına dağlık ve ormanlık bölgelere çekildiler. Büyük Karl Viyana önlerinde karşılaştığı bir kısım Avar ile savaşmış ve onların direncini zorla kırabilmişti. Kral, Sirmium bölgenin de fethederek Avarlar’ın hazinelerine el koymuşlardır.[43]

       Frank seferinden sonra Avarlar dağınık bir durumda iken, bu kez de Saksonlar gelerek Avarlar’ı Franklar’a karşı ayaklandırmışlardı. Avarlar’ın çoğunluğu intikam almak için ayaklanmışsa da sonraları barış taraftarları üstün gelmişti. Yeni seçilerek başa geçen Tudun Kağan elçiler göndererek Hıristiyanlığı benimsediğini Frank korumasının altına girmek istediğini söylemiş, ama Büyük Karl, Avarlar’ın bu önerisini reddetmiştir. Bir süre sonra Büyük Karl yarım bıraktığı Avar seferine yeniden başlamıştır. Büyük Karl’ın oğlu Pepen (Pepin) Avarlar’ı yenerek onların devlet hazinelerini ele geçirmiştir. Pepen, Tudunun barış isteğini kabul etmiştir. Avar Kağanı Tudun, Büyük Karl’a bağlılık yemini ederek arkadaşları ile beraber Hıristiyan olmuştur. Hıristiyanlığı benimseyerek ülkesini kurtaracağını umut eden Tudun Kağan yanılmış ve Büyük Karl, Avar ülkesinde belirli askeri merkezler kurarak ordusunun bir kısmının buralarda nöbetçi olarak tutmuştur. Tuna’nın sol kıyılarına kadar olan bölgeleri kendi ülkesine katmış ve böylece Frank krallığı ile Bizans imparatorluğa komşu olmuşlardı. Büyük Karl ayrıca, Bizanslıların Avarlarla anlaşmalarını önlemek amacıyla Tuna boylarına Germenler ile beraber Slav boylarını getirerek yerleştirmiş ve orada bir tampon bölge oluşturmuştur. Frankların aldığı önlemler Avarlar’ı son derece kızdırmış ve bunun üzerine ayaklanarak başta Tudun olmak üzere Hıristiyanlığı atmışlar ve Bavyera bölgesine saldırarak buradaki Frank komutanını öldürmüşlerdir. Bunun üzerine, Büyük Karl yeni bir Avar seferini başlatmıştır.

       Frankların bu son seferi Avarlar’ı kesin bir yenilgiye uğratmıştır. Avar imparatorluğunu tarihin derinliklerine sürüklemiştir. Tarihsel kaynaklarda Avarların son tarihi olarak 803 yılı görülmektedir.[44] Bu tarihten sonra Tudun adı yok olur ve yerine geçen Zodan ise bütünüyle franklara bağlanır. Büyük Karl, Avar imparatorluğunu yıktıktan sonra Avar ülkesini yeniden düzenledi ve bu toprakları beş kontluğa bölerek kendisine bağladı. Salzbung piskoposunu bu ülkenin ruhsal lideri ilan etti. Bundan sonra Avarlar Hıristiyan olmuşlardır.[45] Avar imparatorluğu dağıldıktan sonra çevrede yaşayan komşu Slavlar, bu ülkenin toprakları üzerine düşmüşlerdir. Kanlı savaşlardan sonra Avarlar yeni gelen yabancı kavimler ve daha çok Slavlar arasında erimişlerdir. Bir süre sonra 814 yılında, Bizans’ı kuşatan Bulgar ordusunda Avarlar savaşmışlardır. Hırvatların Franklara karşı ayaklanmalarına Avarlar da katılmışlardır. Daha sonraları ise, Avarlar Tuna havzasına gelen burada yerleşen Macarlarla birleşmiş ve bunlarla kaynaşmışlardır. Sekizinci ve Dokuzuncu yüzyıllarda Avar ülkesinin Bohcuya ve Batı Macaristan bölgelerinde Büyük Morovya adı verilen Slav devleti, Kuzey Macaristan, Eflak ve Bulgaristan’da Türk – Bulgar hanlığı kurulmuştu. Karpatların güneyi ile doğusu da Macaristan’a günümüzdeki isimlerini verecek olan Onogurların eline geçmişti. Günümüzde Macaristan devleti sınırları içinde yaşayan Avar kalıntısı bazı nüfus toplulukları bulunmaktadır. Bunlar kapalı topluluklar olarak eski geleneklerini yaşatan topluluklardır. Çiğil ve Szekeyl toplulukları, Avarları günümüzde Macaristan’da yerleşmiştir. Tisa havalisinden Tuna sahillerine kadar uzanan alan da Bulgar Türkleri ile karışarak yaşamışlar ve günümüze kadar gelmişlerdir. Bulgaristan’da yaşayan Türklerin önemli bir kısmı burada yerleşen Avar boylarının günümüzdeki uzantılarıdır.


 

[1] İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, İstanbul Ötügen yay: 1999 s.160.

[2] Emil Hersak, Avarlar: Etnik Yaradılış tarihlerine bir bakış, Türkler Ansiklopedisi, cilt,2s.641.

[3] Emir Hersak, 2.s.641.

[4] Anıl Çeçen, Türk devletleri, Ankara, Yeni Avrasya yay:, 2003 s.107,phl.A.N Peçenek Tarihi, İstanbul, Devlet Basımevi, 1937 s.40.

[5] İbrahim Kafesoğlu, s.160.

[6] Anıl Çeçen, s.108.

[7] Fuat Bozkurt, Türklerin Dil, İstanbul, Kapı yay: s.35.

[8] Hüseyin Namık Özkan, Türk Tarihi, Ankara, Akba Kitabevi, 1946,Cilt 2.s.78.

[9] Anıl Çeçen, s.108.

[10] Erol Güngör, Tarihte Türkler, İstanbul, Ötügen yay: 1990 s.70.

[11] Hüseyin Namık Ozkan, 2, 78.

[12] A.Zeki Velidi Tapan, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul, Enderun Kitabevi, 1981, Cilt I,s.154.

[13] Çeçen Anıl, s.108.

[14] Nimet Kurat Akdes, IV-XIII’yy.da Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara, Mevat Kitabevi, yay: 1992, 2.baskı,s.24.

[15] Erol Güngör, s.71.

[16] Fuat Bozkurt, s.37.

[17] Anıl Çeçen, s.109.

[18] Rene Giraud, “İlteriş Kağan, Kapkağan, Bilge Kağan hükümdarlıkları,” Göktürk imparatorluğu, çev: İsmail Mangaltepe, İstanbul, Ötügen yay: 1999,s.124.

[19] Hüseyin Namık Oksan, s.78-79.

[20] İbrahim Kafesoğlu, s.163.

[21] Hüseyin Namık Oksan, s.80.

[22] Rene Giraudn, 124.

[23] Hüseyin Namık Özkan, s.80-81.

[24] Fuat Bozkurt, s.38.

[25] İbrahim Kafesoğlu, s. 164.

[26] Anıl Çeçen, s.110.

[27] Anıl Çeçen, 110.

[28] Emıl Hersak, s.645,646.

[29] Anıl Çeçen, s.110-14.

[30] İbrahim Kafesoğlu, s.163.

[31] Anıl Çeçen, s.111.

[32] Anıl Çeçen, s.111.

[33] İbrahim Kafesoğlu, s.163.

[34] Anıl Çeçen, s.113.

[35] Hüseyin Namık Özkan, s..99-100.

[36] İbrahim Kafesoğlu, s.164.

[37] Anıl Çeçen, s.114.

[38] Anıl Çeçen, s.114.

[39] İbrahim Kafesoğlu, s.164.

[40] Emih Hersak, s.650.

[41] Anıl Çeçen, s.115,116.

[42] İbrahim Kafesoğlu, s.164.

[43] Hüseyin Namık Özkan, s.120.

[44] Anıl Çeçen, s.117.

[45] Hüseyin Namık Özkan, s.124.

Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız, eğer kayıtlı değilseniz lütfen ilk önce kayıt olunuz.

busy
 

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün21
mod_vvisit_counterDün27
mod_vvisit_counterBu Hafta175
mod_vvisit_counterGeçen Hafta183
mod_vvisit_counterBu Ay133
mod_vvisit_counterGeçen Ay917
mod_vvisit_counterToplam24151

Online (20 dakika içinde): 3
IP NO: 38.107.191.88
,
Bugün: Eyl 05, 2010